“Neden bana yaşamasını öğretmediler?”
Demiş değerli yazar Oğuz Atay “Tutunamayanlar” isimli romanında.
Bana da yaşamayı öğreten olmadı. Kimseden de öğretmesini beklemedim zaten.
Öğretecek olanlara da öğreten olmamıştı ki. İnsan bilmediği şeyi öğretebilir mi? Ya da hayat öğretilecek bir şey midir?
Belki de annelerimiz, babalarımız ve daha da büyüklerimiz yaşamayı öğrenemeden gittiler. Böyle giden o kadar çok insan var ki benim tanıdığım. Sizler de biraz düşünseniz ne kadar çok olduklarını göreceksiniz.
Bence yaşamak öğrenilecek bir şeydir. Ben nasıl öğreneceğimibilmediğim halde öğrenmeye ve öğretmeye çalıştım yine de.
Hayattan ders aldım hiç usanmadan. Yeter artık, demeden. Uyanık olduğum her zaman diliminde hayatı dinledim. Ders saatlerini uzatmak için de çok uyumadım. Her sabah altıda uyandım. Güneş beni görünce doğdu. Gün beni görüp aydınlandı. Martılar beni görünce cıvıldadılar. İstanbul beni görünce uyandı.
Kuşlarla özgürlüğü, denizle huzuru, yeşille büyümeyi öğrendim.
Ayla ışığı, yıldızlarla parlamayı, güneşle aşkı öğrendim.
Ağlamayı, gülmeyi, savaşmayı, sevişmeyi, uslanmayı öğrendim.
Bir ateştim, küle döndüm.
Bir küldüm, güle döndüm.
Ve hep yüzümü hayata döndüm.
Yaşamanın ne kadar güzel olduğunu göremeyenler, hayatın nasıl öğrenileceğini, nasıl yenileceğini, nasıl yenileneceğini, mutluluğun çok ufak şeylerde saklı olduğunu bilmeyenler, göremeyenler ne kadar çok şey kaçırdıklarını da öğrenemediler.
O yüzden üzülecekleri bir şey de olmadı.
Yaşamayı öğrenemeden ölüp gittiler sonra da.
Hayat bir şey kaybetti mi?
Elbette ki hayır ama gidenler yaşayamadan gittikleri için çok şey kaybettiler.
Ben ölsem de gam yemem.
Çünkü hayatı hep sevdim.
Çünkü hayata hiç yenilmedim.
Çünkü hayattan çok şey öğrendim.
Çünkü hayattan hiç vazgeçmedim.
Her şeye rağmen.
Üzülmedim mi? Elbette üzüldüm.
Kırılmadım mı? Elbette kırıldım.
Vazgeçtim mi? ASLA.
Yenildim mi? ASLA.
Hayata hiç yenilmedim. He zaman, her şartta dimdik ayaktakaldım.
Kanser oldum.
“Hoş geldin benim güzel kanserim, davetsiz misafirim! Seni çok güzel ağırlayacağım ve geldiğin gibi de uğurlayacağım.” dedim.
Öyle de yaptım.
Öğrendiklerimi çocuklarıma da öğrettim.
Onlar da yaşamayı, hayatı seven, pırıl pırıl çocuklar oldular.
Yaşamak güzel şey.
Her şeye rağmen.
Onlar da biliyorlar.
Eminim ki başkalarına da öğreteceklerdir.
Bu arada bir şiirimde ne demişim bakın:
ELDE VAR İKİ
Bıktıysanız yaşamaktan
Usandıysanız acılardan
Hayat hep üzerinize geliyorsa
Hiç beklemeyin
Hemen yeni bir gökyüzü çizin kendinize
Gülümseyen bir güneş koyun önce
Işıldasın gün boyu neşeyle
Sonra tüy bulutlar ekleyin
Ve o bulutların üstüne çıkıp
Hayatı keyifle dinleyin
Sonra mavilerle boyayın göğü
Turkuaz denizleri sakın unutmayın
Beyaz bir yelkenliye binip ardından
Rüzgârı da mutlaka peşinize alın
Denizde yunuslar dolaşsın neşeyle
Martılar da eşlik etsin onlara
Balıkların hepsine haber salın
Mutluluğun en sakin olduğu yerde kalın
Masmavi bir gökyüzü çizin mutlaka kendinize
Sevgiyi de ekleyin bolca üzerine
Hayattan ümidinizi kestiğiniz yerde
Aşkı ve gökyüzünü alın yüreğinize
Daha ne olsun
Elde var iki işte…
#haticenayır
VE ALTMIŞ DÖRT YAŞIMDAN HAYATA DİYORUM Kİ:
Hayat, sana çok teşekkür ederim.
Her şeye rağmen güzeldin.
Mutlu da ettin, mutsuz da. Yalnız da oldum, kalabalık da.Aşkla da yaşadım, aşksız da.
Güzel günlerim de oldu, yok saydığım günlerim de.
Düşe kalka yürüdüm çizdiğin yolda. Çizgi dışına çıkmak da güzeldi çoğu zaman.
Seçtiğim yollar yanlış da olsa hiç pişman olmadım.
Her yaşadığımın bana bir şeyler kattığının hep farkındaydım.
Çok yenildim, çok hırpalandım. Düştüm, hep yeniden ayağa kalktım.
Kül oldum, hep küllerimden doğdum.
Kaç gün, kaç ay, kaç yıl daha yaşarım, bilmiyorum.
Ama sana söz veriyorum.
Sağlığım yerinde oldukça, sevdiklerim yanımda oldukça,
Senden hiç vazgeçmeyeceğim.
Yoluma koyduğun engeller, verdiğin sıkıntılar, yaşattığın dertler olmasaydı
Ben bugünkü ben olmazdım.
Her şeye rağmen benden vazgeçmediğin için, keşke dedirtmediğin için,
HAYAT, SANA ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
Bugün de bunlar düştü yüreğimden klavyemin tuşlarına.
Hayatı, yaşamayı sevip sevmediğinizi düşünün.
Yaşamayı öğrenebildiniz mi?
He şeye rağmen her şeyde mutluluk bulmaya çalıştınız mı?
Hayatı sevin ve hiç vazgeçmeyin lütfen.
Zaman akıp gidiyor ve geriye saramıyoruz ne yazık ki.
Keyifli bir hafta sonu diliyorum bu satırları okuyan okumayan herkese.
Sevgiyle, huzurla ve ille de AŞKLA…


Yorum bırakın