Yıllardır kadının adı olmadığına inandık. Olmadığını da biliyorduk.
Ama bir adı olsun istedik hep kadınlarımızın. Kadının adı olacaktı elbet bir gün, hep o günü bekledik.
Bizim artık bir adımız var, biliyoruz. Tırnaklarımızla kazıya kazıya, hayatın gözünü oya oya ad bulduk kendimize. Okuduk, çalıştık, çabaladık, sonunda kadın(adam değil) olduk.
Adımız var, bir mesleğimiz var, kendi ayaklarımız üzerinde durabiliyoruz artık.
Ama nasıl geldik buraya?
Hangi dağları aştık, hangi uçurumlara düştük, hangi sularda boğulduk, haberiniz var mı?
Dışarıdan baktığınızda çok güçlüyüz, değil mi?
Yıkılmaz, fethedilmez bir kale gibi duruyoruz herbirimiz.
Bir bilseniz oysa…
Bir bilseniz ruhumuzdaki delikleri.
Bir bilseniz yüreğimizdeki kırıkları.
Görebilseniz içimizdeki boşlukları.
Dört dörtlük sanıyorsunuz değil mi bizleri?
Oysa dokunsanız devrileceğiz belki de.
Belki sussanız ağlayacağız. Konuşsanız yitireceğiz adımızı.
Öyle yaralı ki bedenlerimiz.
Ruhumuz, yüreklerimiz bu kadar kalabalığın içinde o kadar yalnız ki…
Biz adımıza ulaşmak için çabalarken o kadar yaralandık ki.
Arada kalan kuşağın kadınlarıyız biz. Ne annelerimiz kadar savunmasız kaldık, ne çocuklarımız kadar özgür.!Ne yarandık erkeklerimize, ne yamandık.
Biz annelerimiz kadar kadın kalmak, kızlarımız kadar birey olmak istedik.
Ve hep arada kaldık.
Ne kadın olabildik, ne birey.
Ne anamıza babamıza, ne kocamıza yaranabildik.
Ne çocuklarımıza tam anlamıyla annelik yapabildik, ne kocalarımıza kadınlık?
O yüzden her geçen yıl yaralarımıza yaralar ekledik.
Şimdi kendi ayaklarımız üzerinde duruyoruz artık.
Ama çocuklarımıza hem annelik, hem babalık yapıyoruz.
Evimizin hem erkeği, hem kadınıyız.
Sabahtan akşama kadar işyerinde patronlarımıza yaranmaya çalışıp, akşam eve dönerken alışveriş torbalarıyla boğuşuyoruz.
Hayat üstümüze üstümüze geldikçe biz direniyor, ayakta kalmaya çalışıyoruz.
Ve sonunda pes edecek duruma getiriyor bizi hayat.
Evet, artık bir adımız, bir hayatımız, bir mesleğimiz var.
Ama sadece tek başına dimdik ayakta durmayı becerebiliyoruz.
Her şeye rağmen.
Ne sevgili, ne anne, ne eş olamıyoruz artık.
Adımızla yaşıyor, adımızla ölümü bekliyoruz.
Tek başına, sabırla ve bazen de gözyaşlarıyla.
Son sözüm bir şiirim olsun:
KADIN HAYATTIR
“Kadın” diyorum
Bir anda çekip gidiveriyor her şey
Bir köşeden korku kaldırıyor başını
Diğer köşeden şiddet
Sadece “kadın” demiştim
Hayret!..
“Kadın” diyorum
Hayat çöküveriyor omuzlarıma
Sonra işler çörekleniyor yanıbaşıma
Çocuklar uzatıyor ellerini
“Kadın” demiştim sadece oysa
Gayret!..
“Kadın” diyorum
Siren sesleri geliyor uzaklardan
Kanlar içinde yatıyor bir ceset
Başında ağlayan bir velet
“Kadın” demiştim yalnızca
Cinnet!…
“Kadın” diyorum
Karşımda gelinliğiyle bir siluet
Babası yaşında biri yatakta
Paramparça olmuş bir hayat
“Kadın” demiştim oysa
Nefret!..
“Kadın” diyorum
Birden gülümsüyor dünya
Şaha kalkıyor güzellikler
Direnişe geçiyor aşk
“Kadın” diyorum işte
Cennet!..
#haticenayır
Bugün de bunlar düştü yüreğimden klavyemin tuşlarına.
Sevgiyle, dostlukla, aşkla…

Yorum bırakın