Aşk için ne gerekir insana?
Olmazsa olmazlarımız nelerdir?
Güzellik mi, para mı, aynı şehirde olmak mı?
Bence hiçbiri değil.
Güzellik kavramı kişiden kişiye değişir.
Birini çok çirkin bulursunuz, hiç tipiniz değildir belki.
Ama ağzını açtığı anda dünyanın en yakışıklı erkeği veya dünyanın en güzel kadını olabilir.
Bence insan bir bütündür.
Görmeli, konuşmalı, hissetmelisiniz onu.
Aranızda dağlar, yollar, uçurumlar da olabilir.
Önemli olan o kişinin size yanınızdaki insanlardan daha yakın olup olmadığıdır.
Aşk için ne gerekir insana?
Biraz ümit, bir damla dostluk, bir parça anlayış, çokça huzur mu?
Tanımak mı, güvenmek mi?
Yoksa hiç tanımadan, sadece sezgilerle dalıvermek mi o ucu bucağı görünmeyen okyanusun içine?
Aşk için ne gerekir insana?
Bir insanı çokça tanımadan güvenebilir misiniz ona?
Bir insana hiç dokunmadan sevebilir misiniz onu?
Bir insanla sadece konuşarak adı AŞK olan o derin okyanusa dalabilir misiniz?
Bir insanın sesi o kadar çok şey barındırır ki içinde.
O sesin size hissettirdikleriyle uzak diyarlara, sevdalara, hüzünlere, mutluluklara gider dönersiniz bir anda.
Sadece sesiyle o kadar güzel sarmalayabilir ki bir insan sizi, siz de şaşar kalırsınız.
Bir insanın sesi o kadar ele verir ki kendini size, sanki onu çok uzun yıllardır tanıdığınızı sanırsınız.
Bir insan sesiyle öyle bir güvene boğar ki sizi, onun elini tutmak ve tüm dünyayı karşınıza almak istersiniz.
Bir insan sadece konuşarak öyle bir sevdirir ki kendini size…
Bir insan sözleriyle tüm dünyayı serebilir önünüze…
İnanırsınız, güvenirsiniz, öylece kalakalırsınız şaşkınlıkla.
Aşk için bunlar değil midir gereken insana?
Sana saygı duyuyorum.
Sana güveniyorum.
Seni seviyorum.
Saygı, güven, sevgi…
İşte aşkı var eden muhteşem üçlü…
Eğer bunlar yüreğinize çoktan girmiş, hatta orayı mekan etmeye başlamışsa “geçmiş ola” diyebiliriz.
Aşk çoktan yüreğinize çöreklenmiştir.
Bundan sonrası ne mi olur?
O sizi sevmiş, sevmemiş, umurunuzda bile değildir.
Olmamalıdır.
Aşk tek kişilik bir duygudur.
Ve karşılıklı, ya da karşılıksız mutlaka yaşanmalıdır.
Aşk’a inanmaktan vazgeçmeyin sakın.
Aşk’a inanırsanız bir gün karşılaşma ihtimaliniz mutlaka olacaktır.
Ama inanmıyorsanız karşılaşsanız da yanınızdan geçip gidecektir.
Bunları yazdım ama yine de gerçekçi olmak lazım elbette.
Sizlere ergenler gibi hiç düşünmeden bu deryaya dalmanızı öğütlemiyorum.
Ben bunu çok yaptım.
Hayatım boyunca hep yüreğimin götürdüğü yere gittim.
Hep de geri döndüm.
Yine olsa yine giderim.
Bu da benim akılsız yüreğim olsun.
Sizlere bunu öğütlemiyorum.
İnsan çok üzülüyor ve çok yoruluyor.
Sonra da aşktan kaçarak yalnızlığına gömülüyor işte.
Benim gibi…
Hayata asla küsmedim aşka küsmüş olsam da.
Sonu hep uçurum çünkü.
Ve ben artık düşmekten yoruldum.
Yukarı tırmanacak gücüm de yok eskisi gibi.
Birazcık var olan gücümü, neşemi aşka değil kendime saklıyorum artık.
EY AŞK
Ey aşk,
Gözlerimdeydin
Ellerimdeydin
Yüreğimdeydin
Ruhum işgalde
Aklım firarda
Ömrüm zararda
Olsan da
Olmasan da
Artık ne fayda
Ben bittim, kalmadım.
Bekledim
Gelmedin
Gelme artık…
Diyor Hatice Nayır.
Bugün de bunlar düştü yüreğimden klavyemin tuşlarına…
Aşk’sız kalmamanız umuduyla, diyeceğim de beddua gibi gelebilir bazılarına.
Sevgiyle, dostlukla ve aşkla…


Yorum bırakın