Zincirlikuyu mezarlığının girişinde “Her canlı ölümü tadacaktır.” yazar.
Ben bunu “Her canlı yaşlılığı tadacaktır.” olarak kısmen değiştireceğim.
Tabii ki yaşlanmadan ölenler de olabilir.
Ama sonuçta yaşlılık bayağı büyük bir yüzdemizin tadacağı bir durum.
2024 dünya nüfus verilerine göre yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu ülke % 35,8 ile Monaco imiş. Türkiye bu sıralamada % 10,2 ile dünya ortalaması olan %10’un azıcık üzerine çıkmış durumda.
2023 yılındaki dünya en genç nüfus verilerine göre Türkiye % 15.1 ile dünya ortalaması olan % 15,5 değerine oldukça yakın durumdaymış.
Türkiye nüfusu da başımızdakilerin en az üç çocuk diye bas bas bağırmalarına rağmen durmadan yaşlanıyor.
Doğurmuyoruz artık.
Hatta evlenmiyoruz bile.
Nedeninin de ekonomik ve politik olduğunu kimse inkâr edemez.
İki kişi her ikisi de çalışırken bile zor geçiniyor evlendiklerinde artık.
Nasıl olacak peki?
İnsanlar geçinemiyorken, üstüne üstlük herkes yurt dışına çıkmaya ve kendini kurtarmaya çalışırken, paramız pul olmuşken…
Nasıl evlenelim?
Nasıl çocuk doğuralım?
Hükümetten komik evlenme yardımları, evlenme destekleri bir de…
En son evlenenlere 30.000 TL destek diye bir şey duymuştum.
Nasrettin Hoca’nın da dediği gibi:
Bunlar ya dayak yememişler, ya da sayı saymasını bilmiyorlar.
30.000 TL. şu an bir buzdolabı parası bile değil.
Bir ev döşemek bu zamanda en az 1.000.000 TL.
Yazıyla da yazıyorum bir milyon Türk Lirası.
Bunu da rast gele söylüyorum.
Belki daha da fazladır.
Bir nikah, bir düğün, ev kurmak kaça mal olur en az acaba?
Bunları yapacaklar, bir de üç çocuk, oh maşallah…
İki değil kaç yakaları varsa ömür boyunca bir araya gelmez artık.
Şimdiki zaman gençleri bir lokma, bir hırka da istemiyor artık.
Bizim zamanımızda öyle miydi?
Biz evlendik.
Aileden de hiç destek görmedik neredeyse.
Ne altın istedim, ne takı.
Ev eşyalarımızın çoğunu ikinci el aldık.
Bir Almancıdan aldığımız ikinci el bir yatak odamız vardı.
Televizyonumuz bile yoktu.
Daha sonra taksitle aldık onu da.
Düğün salonunun parasını üzerimize takılan takılardan ayırıp verdik.
Olsun, birbirimizi seviyorduk. Zamanla her şeyimiz olurdu elbette.
Şimdiki gençlerde var mı bu gözü tokluk?
Olmadığını hepimiz biliyoruz.
Ayrıca ana baba evi rahat.
Ekmek elden, su gölden, yemek, çamaşır vb. anneden.
Sevgilin de oluyor, arada buluşuyorsunuz.
O sende kalıyor, sen onda.
Niye evlenip de sorumluluk alsın ki?
Ev kiraları da olmuş bir dünya.
Oturduğumuz bölgede 1+1 daire kirası en az 35.000 TL.
Asgari ücret 21.000 TL.
Gençler kira mı ödesin, ev mi geçindirsin, çocuk mu yapsın?
Aile evinde bile anca geçiniyorlar etliye sütlüye karışmadan.
Bence de evlenmesinler sürüneceklerse.
Herkes evlenmek zorunda değil.
Herkes çocuk sahibi olmak zorunda da değil elbette.
Onlara da saygı duyalım.
Ve “Ne zaman evleneceksin? Ne zaman doğuracaksın?” diye sormaktan vazgeçelim eyyyy yaşlılar ve eyyy devlet büyükleri…
Ben yaşlılık, yaşlılar üzerine bir yazı düşünüyordum yazmaya başladığımda, yazdığım yazıya bakın.
İnsanın ruhu genç olunca yazdıkları da gençlere oluyor demek ki.
Onu da bir ara yazarım artık.
Bu Pazar günü de bunlar düştü yüreğimden klavyeme.
Sizin gençler ne durumda?
Katılıyor musunuz yazdıklarıma?
Yorumlarınızı bekliyorum.
Sevgiyle ve aşkla…


Yorum bırakın