İnsan doğar, büyür, yaşar, yaşlanır ve ölür.
Sıralama bu şekilde.
Ama günümüzde artık yaşlanmak da bir tür ölüm ve yok sayılma gibi.
Çocukken 40-50 yaş civarı olanlar çok yaşlı gelirdi bana. Çoğumuz için de böyleydi sanırım.
50-60 yaş civarı öldüklerinde de erken öldüklerini düşünmezdik hiç.
Benim dedem de anneannem de doksanlı yıllarda 68 yaşında öldüler.
Çok normal gelmişti o yıllarda bize ölüm yaşları.
Erken olduğunu hiç düşünmedik.
Ama şimdiden yani şu andan baktığım zaman çok erken öldüklerini düşünüyorum.
Ben şu an altmış dört yaşındayım. Benden biraz daha büyük sevdiklerim, dostlarım, tanıdıklarım var.
Dört yıl sonra ölmek planlarım dahilinde değil elbette.
Daha çok genç hissediyorum kendimi.
Bir sürü şey var daha yapmak istediğim.
Gideceğim ülkeler, yazacağım şiirler, öyküler, yaşayacağım güzel günler…
Hâlâ umudum var aşktan, hayattan, her şeyden yana.
Peki dünyada insan ömrü ortalama kaç yıl?
Günümüzde insanların genel yaşam beklentisi 73,2 yıl imiş. Bu oran kadınlar için 75,6 yıl, erkekler için ise 70,8 yılmış. Bu süre, kısmen tıptaki ilerlemelere bağlı olarak sadece birkaç on yıl içinde hızla arttı ve artmaya da devam ediyor. Veriler 1950 yılındaki ortalama yaşam süresinin ise 47 yıl olduğunu gösteriyormuş.
2021 verilerine göre Avrupa kıtasında kadınların ortalama ömrü 82,9 olurken, erkeklerin ise 77,2 olarak kayda geçmiş. Tüm kıtada doğum anı baz alındığında yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke ortalama 83,3 yıl ile İspanya olurken, onu 83,1 yıl ile İsveç, 82,7 yıl ile Lüksemburg ve İtalya takip ediyor.
Yani ortalama ömür arttıkça artıyor.
Bu hem iyi, hem kötü aslında.
Eskiden yaşlılar aileleri tarafından el üstünde tutulur ve saygı görürdü.
Şimdi öyle mi?
Ne yazık ki artık yaşlı olmak fazlalık.
İnsanlar yaşlandıkça ya da yaş aldıkça ki ben yaş alıyorum, diyor ve yaşlanmayı kabul etmiyorum asla.
Yaş alıyoruz ve yaş aldıkça hayatımız daha da anlam kazanıyor bence.
Ben yaşlı insanın deneyimlerden oluşan bir piramit olduğunu düşünüyorum.
Önemli olan piramitin en tepesinde durup hayatın bayrağını sallamaya devam etmek.
Ve o bayrağı düşürmediğimiz sürece de dimdik ayakta olacağız.
Bayrak düşerse süngü de düşer, unutmayın.
Sağlığımız yerinde olduğu sürece kimseye ihtiyacımız yok elbette.
Bunu kaybetmemek için olmalı çabamız aslında.
Benim çocuklarıma vasiyetim var.
Onlara yük olmaya, hayatlarına engel olmaya başladığımda, daha doğrusu onlara muhtaç olduğumda öyle yaşamama izin vermeyin, bana ötenazi uygulatın, dedim.
Ülkemizde henüz yasal değil ve olacağını da hiç sanmıyorum.
İnsanların istedikleri gibi yaşama hakkı (ki bu ülkemizdeki ekonomik şatlar nedeniyle mümkün değil.) olduğu gibi istedikleri gibi ölme hakkı da olmalı bence.
Yurt dışına ötenazi turları olduğunu okumuştum.
Yani yaşaman insana ve can insanlarına eziyet haline dönüştüğünde o tura katılıyorsun. İster ailecek, ister tek başına.
Canlı gidiyorsun, tabutun içinde ülkene geri dönüyorsun.
Çocuklarım bana, anne saçmalama, iş çıkarma bize, dediler.
Ama cidden böyle istiyorum.
Hayatımda kimseye yük olmadım, kimseye muhtaç da.
Hayatı terk ederken böyle dimdik ve onurlu gitmek istiyorum.
Yaşamayı çok seviyorum.
Hayatımda mutluluklar üretmeyi seviyorum.
İnsanlara iyi gelmeyi seviyorum.
Her güne aşkla, sevgiyle başlamayı seviyorum.
Ve arkamdan da iyi şeyler kalsın istiyorum.
Bunlar hepimizin en doğal hakkı.
İkinci kitabım “Menopozlu Bir Aşk”taki bir şiirimle yazımı bitirmek istiyorum.
VASİYETİMDİR
Karlı bir kış günü ölmeliyim ki
Gerçek sevenlerim gelsin uğurlamaya
Lapa lapa kar yağarken tabutuma
Yollar geçit vermesin cenaze arabama
Gök buzdan bir çatı olmalı yüzüme
Üzerime kırağılar düşmeli
Serpilirken soğuk üstümüze semalardan
Selâ’m verilmeli en uzak diyarlardan
Huzurlu bir gülümsemeyle yüzümde
Uzanmalı musalla taşına naaşım
Öyle mutlu bir anda gitmeliyim ki
Asla ardımda kalmamalı gözüm
İki dirhem bir çekirdek giyinmeliyim
En kaliteli Amerikan bezinden kefenim
Yıkarken kullanacakları sabunu bile
Çiçek kokulu ve lüksünden isterim
Mezarımı da mutlak derin kazsınlar
Tabuttan çıkarmadan gömsünler dilerim
Usulca atsınlar üzerime toprağı
Rahatsız etmesinler hiç börtü böceği
Ardımdan “güzel insandı” derler belki
Belki küfreden de olur sebepli sebepsiz
Ama tek dileğim var sevenlerimden
Akşamına fasıl yapsınlar en mükemmelinden
Mutlaka harika bir keman olsun
Kanun da çalsın ardımdan isterim
“Senede bir gün” ü mutlaka söyleyin
Yoksa bilin ki, mezarımda ters dönerim
Ben karlı bir kış günü ölmeliyim ki
Havayı bahane ederek,
Uğurlamaya gelemesin sevmeyenlerim.
#haticenayır
Bu Pazar da bunlar düştü yüreğimden klavyemin tuşlarına.
Yorumlarınızı bekliyorum.
Sevgiyle ve ille de aşkla…

Yorum bırakın