“Hatıralar güzeldir.
Bazen hatırlamamak daha güzeldir.”
Hatırlamıyorum
Hangi yılın Ekim ayıydı
Okula ilk gittiğim sabah
Üniversite işte
Adı her neyse
Merak ve endişeyle
Girmiştim polis kontrolündeki
Kampüse
Boykotlar, bombalar
Her gün ayrı bir olay
Yetmiş küsur tekmili birden
Aksiyon filmi sanki
Kim nereden
Kimde ne var
Huy değişir mi
Elbette o zamanlarda da
Mantıksız
Ve romantiktik
Sanki
Beyaz atlı prensi
Sıralarımızın arasına
Gizlemiştik
Bizim de oldu aşk sandıklarımız
Gençtik, heveslendik
Okulda adam kalmamış gibi
Gittik
Komşunun ortaokul terk
Oğlunu sevdik
Sınıfa dereceyle giren Tarık
Cavit sınıfın atom karıncası
Erce en yakışıklısı
Serdar ve Gülhis
Onca yıl sonrası
Hatırladığım en özel çift
Sizdiniz
Demet, Saime, Gözen
İsmini sayamadığım bütün kızlar
Nasıl pırıl pırıl
Nasıl da güzeldiniz
Siz
Cumhuriyet kentinin inek kızı
İlk dönemlerde
Bütün taşralılar gibi
Ders çalışmaktan başka hiçbir şey
Görmediniz
Önce hiç olmayacak insanları
Sonra da İstanbul’u
Aşk bellediniz
Yaş aldınız
Yendiniz, yenildiniz
Bu zamanlara geldiniz
Ama hiç kimseyi sevmediniz
Kimseye tam anlamıyla güvenemediniz
On sekizinizde de
Sonrası da
Aşk O’na düştü işte
Bunca zaman sonra
O da gönlünüze
Hiç yaşamadığınız kadar
Sevdiniz
Ah yâr
Derinliğinde kaybolduğum yar
Ah, ömrüme gelen bahar
Sen hep böyle kal lütfen
Hep böyle kal…

Yorum bırakın